Günümüzde bağımlılık kavramı, sadece kimyasal maddelerle sınırlı kalmayıp; teknoloji ve kumar gibi davranışsal boyutlara evrilmiştir. Özellikle internetin her an ulaşılabilir olması, kumarı ve dijital oyunları cebimize kadar sokmuştur. Doç. Dr. Özlem Kızılkurt, bu modern bağımlılıkların beynin ödül sistemini tıpkı madde bağımlılığı gibi bozduğunu ve erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulamaktadır.
Geleneksel bağımlılık algısı, bir madde alımıyla ilişkilidir. Ancak kumar ve dijital bağımlılıklar “eylemsel” bağımlılıklardır.
Kumar bağımlılığı genellikle gizli ilerler. Ailelerin ve bireylerin dikkat etmesi gereken kritik işaretler şunlardır:
Kişi, maaşındaki eksilmeleri, kredi kartı limitlerindeki ani düşüşleri veya yakınlarından sürekli borç isteme ihtiyacını mantıksız bahanelerle kapatmaya çalışıyorsa bu bir kırmızı alarmdır.
Kaybedilen parayı geri kazanmak için daha fazla oynamak, kumar bağımlılığının en belirgin belirtisidir. Bu durum bir kısır döngüye ve finansal yıkıma yol açar.
Hobilerden vazgeçme, aile toplantılarından kaçınma ve kumar oynanan süreyi gizlemek için başvurulan kronik yalanlar, ilişkinin temelindeki güveni sarsar.
Sadece çocuklar değil, yetişkinler de dijital dünyanın (sosyal medya, borsa/kripto takibi, online oyunlar) esiri olabilmektedir.
Bağımlılıkla mücadele, bireysel bir çabadan öte ailevi bir dayanışma gerektirir.
Bağımlılık, bir irade zayıflığı değil, tedavi edilebilir bir beyin hastalığıdır. Doç. Dr. Özlem Kızılkurt kliniğinde uygulanan modern yöntemler şunlardır:
Evet, doğru tedavi ve destekle bağımlılık döngüsü kırılabilir. Ancak “iyileşme” sürekli bir süreçtir ve kişinin tetikleyicilere karşı farkındalığını koruması gerekir. Eğer dikkat edilmezse tekrarlayabilir.
Kişi sorumluluklarını aksatıyor, fiziksel sağlığı bozuluyor ve cihazdan uzak kaldığında agresifleşiyorsa bir psikiyatrist görüşü şarttır.
Kişiye özel, biyopsikososyal bir model benimser. Sadece belirtiyi değil, bağımlılığın altındaki kök nedenleri ve beyin biyolojisini hedef alır.